Köyün 6 temel özelliği var: Dağlık kıyı, köy yaşamı, yol yok-araba yok, harika iklim ve tarih. Ayrıca, günübirlik tekne gezilerinin dışında, organize turizmin olmayışı. Bunların her biri aşağıda ayrıca açıklanmıştır.
Bu harika özelliklere sahip bu köy için süslü cümlelere gerek yok. Gelince siz de göreceksiniz.
Köy, güneye bakan kayalık bir kıyıda ve ana topraktan gizli gibi. Üçağız'dan tekneyle yola çıktığınızda, küçük birkaç adacık ve kayayı geçer geçmez bir anda karşınıza çıkıverir, sanki tepedeki antik kaleden aşağıya doğru dökülmüşçesine...
Kekova
KAYALIK KIYI
Burası Türkiye'nin kayalık Likya bölgesi. 15 Km ötede heybetli Toros Dağları gözükür. Dağ yamacı doğru denize inmekte, böylece Kaleköy'ün pek çok adacığı, tepesi, gizli koyları ve mağaraları var. Kumsal yok, suyun altı çok zengin, restoranlarda şaşırtıcı derecede çok deniz ürünü çeşidi bulunabilmekte.
KÖY HAYATI
Köyde toplam 100 nüfusu bulan 12 aile var. Hiçbir karşılık beklemeden, dostane ve cömertçe bir misafirperverlik sergiliyorlar. Köyde hiçbir kapı kilitli değil. İsminizi çok çabuk öğrenirler, özellikle de sizi tatlı tatlı kendi yaptıkları ve tamamı elişçiliği olan yemeniler, bilezikler ve kolyeler almaya ikna etmeye çalışan genç kızlar. Buraya ikinci kez gelenler, önce bir tanışıklık gülüşü ve sonra da sıcak bir "hoş geldin" ile karşılanırlar. Köyde, bir düzine kadar sade restoran bulunmakta. Köyün ismi biraz kafa karıştırıcı. Genelde "Kaleköy" kullanılmakta ancak 30 Km ötede kimse bu ismi bilmez (Türkiye'de, bu isimde pek çok başka köy var). Köylüler, kendi aralarında Kekova diyebiliyorlar ki bu da karşıdaki adanın ismi. Köyün antik ismi "Simena" ve bilinçli yolcular ve bölgeyi bilenler tarafından sıkça kullanılmakta.
YOL YOK, ARABA YOK
Kaleköy'e ancak tekne ile gidilir. Yolu olmadığından, araba da yok. Çoğu ailenin, geleneksel, ahşap sandalları var. Bu tekneler, adeta araba yerine geçer. Tabii ki, köyde balıkçılık da yapılmakta.
MUHTEŞEM İKLİM
Burada hava genelde, tüm gün güneşli ve sıcak. Az da olsa, 3 gün süren rüzgarlı fırtınalar çıkabilir. Gece gökyüzü açık, parlak ay ışığı ve yıldızlar sizi büyüleyebilir. Kumsal yok ama keyifli yüzmek ve dalmak için mükemmel olanaklar var. Yaratıcı bir zihnin tetiklenmesi için ortam hazır. Eğer ressamsanız, burada, çok güzel doğa, insan ve manzara resimleri yapabilirsiniz.
HER YERDE TARİH
Bölgede, her yerde, antik Likya harabeleri mevcut. Bazıları, Toros'ların, yükseklerinde.; çoğunlukla gün yüzüne çıkarılmamış. Likya uygarlığının altın dönemi MÖ 500'lerde. Antik kalenin bir yanında, 20'ye kadar taş lahit durmakta. Kale'nin içinde, yekpare kayaya kazılmış küçük amfitiyatro, türünün neredeyse tek örneği. Bazı evler, bu mezarlar ve harabelerin içine yapılmış. En çok fotoğraflanan kaya mezar, sahile yakın ve tam suyun ortasında. Köyden tekneyle biraz uzaklaşınca, suyun 3 metre kadar altında, antik limanın kalıntıları gözükmekte. 1 Km karşıda duran Kekova Adası'nın kıyılarını, bir antik kentin harabeleri süslemekte. Buraya "Sunken City" (Batık kent) denmekte.
Bölgede, başka antik kalıntılar da var. 7 Km uzakta, surlarla çevrili Bizans kenti "Aperlae" görülmeye değer. 15 Km uzakta "Aziz Nikolas"ın (Noel Baba) yaşadığı bilinen Demre (Myra) da ziyaret edilebilir.
ORGANİZE TURİZM YOKTUR
Ne mutlu ki, dağlık bölgedeki yolların dar ve kıvrımlı olması, etraf kentlerden (Dalaman ve Antalya) buraya gelişi ve dolayısıyla 5 yıldızlı turizm mantığının buraya getirememesini sağlamıştır. 20 Km'lik alanda, hiçbir büyük otel, tatil köyü ve benzeri büyüklükte turizm işletmesi yok. Ayrıca, bölgenin çoğu "Sit alanı" olduğundan, inşaat yapılamamakta.
Ziyaretçilerin çoğu, günübirlik tekne turlarıyla gelirler. Bir-iki saat kalıp kaleyi, mezarları, batık kenti ziyaret edip, yemek yedikten sonra bölgeden ayrılırlar. Böylece, sadece öğle saatleri biraz kalabalık ve gürültülü olabilir. Ancak, özellikle hafta içi, sabah ve akşam saatlerinde, onlar olmadığı zamanlar, köy sükunete dalarak, zamanda geçmişe doğru bir yolculuğa çıkar...